Dini Hikayeler - Kıssadan Hisse

2015-07-06 05:32:00

 Dua Aynı Dua ama Okuyan  Cehennemden KurtuIabiIecekmiyim  Halifenin Gömleği  Dünya Sana Verilmişti  Cami ve Kilise  Harun Reşit ile İhtiyar  Daha Büyük Kerametmi Olur  Buğday Satıcısı  Gafletten Adalete  Çok Sevdiği Ne ise  Herşeyi Bilmek iyimi  Endülüste Garip Şeyler Devamı

İstanbuldaki Camiler Ve Türbeler – Ramazanda Gezilecek Yerler –

2015-07-06 04:36:00

İstanbuldaki Camiler Ve Türbeler – Ramazanda Gezilecek Yerler – Ramazan Etkinlikleri  Sizler için bir çok Cami ve Türbeyi Ramazana özel kısa kısa bilgilerle paylaşmak istedik. Umarım biraz olsun sizleri aydınlata bilmişizdir.   Türbeler I . Mustafa ve İbrahim Türbesi Ayasofya Camii giriş kapısının sağındaki kubbeli, yalın yapıdır. Bir süre Bizanslıların vaftiz yapısı ve caminin yağhanesi olarak kullanılmıştır. İçeride 15 sanduka bulunmaktadır. Barbaros Türbesi Beşiktaş Meydanı’nda Barbaros Anıtı’nın karşısındadır. 1541’de Mimar Sinan yapmıştır. Sekiz köşeli, önü revaklı, kubbeli, yalın bir yapıdır. Yapının içi renkli bezemelidir. Üstteki alçı pencereler vitraylıdır. Bahçesindeki 25 gömütte yakınları gömülüdür. Hüsrev Paşa Türbesi Fatih’tedir. 1545’te Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Klasik üslupta, kesme taştan, sekiz köşeli bir yapıdır. Köşelerde ince, yuvarlak sütunlar yer alır. Yüksek kasnağa oturan kubbe ile örtülüdür. Pencereler işlemelidir. İçinde, Kanuni’nin sadrazamlarından Hüsrev Paşa’nın sandukası bulunmaktadır. Sokullu Mehmet Paşa Türbesi Eyüp’tedir. 1574’te Mimar Sinan yapmıştır. Çok köşeli, köşeleri ince sütunlu, kubbeli bir yapıdır. Sivri kemerli pencereler alçı kafeslidir. Türbede 17 sanduka bulunmaktadır. II. Selim Türbesi Ayasofya Camii mezarlığındadır. Buradaki türbelerin en eskisidir. 1577’de Mimar Sinan yapmıştır. Ak mermerden sekiz köşeli yapının girişi ve duvarları değişik renkte çinilerle kaplıdır. Giriş, dört sütunlu, küçük kubbeli ve saçaklıdır. Ana mekânı örten büyük kubbe, 8 mer... Devamı

Alınan Hayvan Kesilmeden Kurban Günleri Geçerse

2011-10-07 20:50:00

Kurban bayramında kesilmek üzere satın alınmış olan kurban hayvanı, kesilmeyip de kurban kesme günleri geçmiş bulunsa, o hayvanın, mevcut ise bizzat kendisini, ölmüş ise kıymetini fakirlere sadaka olarak vermek gerekir. Ertesi seneye bırakılmaz. Devamı

Adak yapılan hayvanın cinsi belirtilmezse

2011-10-07 20:47:00

Adakları yerine getirmek din bakımından sorumluluk taşıdığı için zorla yerine getirilemez. Bunlar her mükellefin manevi sorumluluğuna bağlı olan şeylerdir. Başkasının müdahalesi olamaz. Adak yapan yapılan hayvanın cinsi belirtmezse, adak yapsa, bir koyun kurban etmesi gerekir. Kaynak: İslam İlmihali, Ali Fikri Yavuz Devamı

Adak etinden kimler yiyemez?

2011-10-06 16:43:00
Adak etinden kimler yiyemez? |  görsel 1

Adak yapan kimse, adadığı hayvanın etinden yiyemez. Etin tamamını fakirlere vermesi gerekir. Şayet bir miktar yemiş olursa, yediği etin kıymetini fakirlere para olarak verir. Adak yapan, adadığı hayvanın etini, fakir olsalar bile, usul ve fürruna ve geçimi üzerine bağlanmış bulunanlara yediremez. Usul, ana ve baba tarafından yükselen soya denir. Furu, evlatlardan aşağı inen soylara denir. Sual: Fakir hanım, aldığı adak etini zengin kocasına yedirebilir mi? CEVAP Evet yedirebilir. Çünkü kendi mülkü olmuştur. Başka zenginlere de verebilir. Sual: Adak hayvanını kesip, etini dağıtmak için vekil olan fakir, bu etten yiyebilir mi? CEVAP Yiyebilir. Sual: (İşe girersem koyun kesip eş dostla yerim demek) adak olur mu? CEVAP Adak olur. Etten kendisi, hanımı, çocukları, ana-babası ve zengin olan eş dost yiyemez. Sual: Bir arkadaşa adağımı kesmek ve etini bildirdiği fakirlere vermek üzere vekil ettim. O da başka fakirlere vermiş. Bir mahzuru olur mu? CEVAP Vekil adağı hangi fakire verirse versin sahih olur. Zekat böyle değildir. Zekatı zenginin bildirdiği fakirlere vermek gerekir. Eğer başka fakirlere verdikten sonra zengine durum bildirilir, o da kabul ederse, bir kavle göre bu da caiz olur. Adak etinden yemek Sual: Adak hayvanının etini bir fakire verdikten sonra; fakir, bu etten zenginlere ve adak sahibine verebilir mi? CEVAP Mal kendisinindir. İstediğine verebilir.   ... Devamı

Gayr-i Müslim Ülkede Kurban Kesilir mi

2011-10-06 16:30:00
Gayr-i Müslim Ülkede Kurban Kesilir mi |  görsel 1

O ülkede yaşadığınıza göre, şu anda orası sizin ikâmet ettiğiniz yer (vatan-ı ikâmet) oluyor. Böyle bir yerde, namaz, oruç, zekât ibâdetlerini yerine getirdiğiniz gibi, kurban da kesebilirsiniz, kesmelisiniz; çünkü o da bir ibadettir. Kestiğiniz kurbanın etini sadece aile fertlerinin yemesinde dînî açıdan bir mahzur söz konusu değildir. Kurban etinin üçe taksim edilip bir bölümünün fakirlere, bir bölümünün akraba ve dostlara dağıtılması bir bölümünün de ev halkıyla yenilmesi tavsiye edilen bir faziletli davranıştır. Nitekim hane halkı kalabalıksa, tamamının o evde tüketilmesinin sakıncalı olmadığı da yine fakihlerin tavsiyesi cümlesindendir. Devamı

MUHAMMED (A.S) VAHY GELISI

2010-04-26 19:16:00

.: Hz. Muhammed Hayatı .: Peygamberimizin Hayatı Muhammed (A.S), kirk yasina gelince, Allah(C.C) onun kerametini açiklamayi ve kullarina,onunla rahmet etmeyi diledigi zaman,Kendisine, ilk vahiy ve peygamberlik baslangici,uykuda Sadik rü`yalar görmekle olmustur. Peygamberimiz, alti ay bu hal üzere kaldi. Yüce Allah, bu alti Ay içerisinde Peygamberine, Uykuda, sonrada uyanik Vahiy etti. Peygamberimiz, her yil, Ramazan ayinda Hira daginda bir ay itikafa girer,Kureysilerin yapageldikleri gibi, yanina gelen yoksullara yemek de yedirirdi.Peygamberimiz, kavminin sürü sürü putlara tapip durduklarini gördükce,onlardan uzaklasmayi, Halvet ve Uzlete çekilmeyi özler, Hira dagina girer,Halvet ederdi. Peygamberimiz (A.S),yüce Allah tarafindan Peygamber olarak gönderilecegi ve ilahi rahmetin, kullari, onunla ihsan olunacagi gün, gelmis bulunuyordu. Peygamberimiz; Ramazan ayinin on besinci cumartesi ve on altinci pazar gecelerinde, Hira magarasinda uyudugu bir sirada,Rüyasinda, Vahy melegi Cebrail (A.S) atlastan bir kab içinde bir kitapla gelip Peeygamberimize ``OKU`` dedi. Peygamberimiz``Neyi okuyayim?`` diye sordu. Cebrail,Peygamberimizi,nefesi kesilinceye kadar,sIktI. Peygamberimiz,kendisini ölecek sandi. Bundan sonra,Cebrail (A.S),birakip Peygamberimize,`` OKU``! dedi. Peygamberimiz ``Neyi okuyayim?`` diye sordu. Cebrail Aleyhisselam,Peygamberimizi,tekrar,nefesi kesilinceye kadar sIktI. Peygamberimiz, kendini ölecek sandi. Sonra, Cebrail Aleyhisselamin sikmasindan kurtulmak icin``Neyi okuyayim?`` diye sordugu zaman, Cebrail Aleyhisselam, Alak suresinin basindaki bes ayeti okudu. Peygamberimiz de, onlari, okudu. Cebrail Aleyhisselam, ayrilip gittigi ve Peygamberimiz,uykudan uyandigi zaman, o ayetler,, sanki,bir kitap o... Devamı

Hılfu'l-Fudul Antlaşması

2010-04-26 19:15:00

.: Hz. Muhammed Hayatı .: Peygamberimizin Hayatı İbnu Hişam, İbnu İshak'tan naklen şöyle diyor: "... Bir antlaşma yapmak üzere Kureyş kabileleri birbirlerini davet ettiler ve Abdullah ibnu Ced'an'ın evinde toplandılar. Şerefine ve yaşına hürmeten toplantı onun yanında yapıldı. Haşimoğulları, Muttaliboğulları, Esed ibnu Abdiluzza, Zühre ibnu Kilab ve Teym ibnu Mürre gerek Mekke halkından, gerek Mekke dışından oraya gelen biri zulme uğradığında onun yanında yer alacakları konusunda yemin ettiler. Zulmü defedinceye kadar zalimin karşısında dikileceklerdi. İşte bu antlaşmaya Kureyşliler, Hılfu'l-Fudul adını verdiler." (1) İbnu İshak diyor ki: "Muhammed ibnu Zeyd ibni Muhacir'in Talha ibnu Ubeydillah ibni Avf'tan onun da Zühri'den rivayet ettiğine göre Zühri, Resulullah (s.a. s.)'in şöyle dediğini duymuştur: "Ben Abdullah ibnu Ced'an'ın evinde yapılan bir antlaşmada hazır bulundum. Böyle bir toplantıda hazır bulunmam benim için kırmızı develere sahip olmamdan daha sevimlidir. İslam'da da böyle bir antlaşmaya davet edilsem yine icabet ederim." (2) Süheyli diyor ki: "Humeydi'nin Süfyan'dan, onun Abdullah'tan, onun da Hz. Ebu Bekir'in Muhammed ve Abdurrahman isimli iki oğlundan rivayet ettiği şu hadisi şerif yukarıdakinden daha kuvvetli ve evladır: "Ben Abdullah ibnu Ced'an'ın evinde yapılan bir antlaşmada hazır bulundum. Eğer İslam'da böyle bir antlaşmaya davet edilseydim kabul ederdim. Orada, hakları alıp sahiplerine iade etmek ve zalimin mazlumu ezmesine engel olmak üzere ahitleştiler." Hılfu'l-Fudul antlaşması Ficar savaşından sonradır. Çünkü tercih edilen rivayete göre Ficar Savaşı, Resulullah (s.a.s.)'ın on yaşlarında olduğu sırada Şaban ayınd... Devamı

Hz. MUHAMMED (s.a.s) DOGUMU, ÇOCUKLUGU VE GENÇLIGI

2010-04-26 19:14:00

.: Hz. Muhammed Hayatı .: Peygamberimizin Hayatı Insanligi hakka ve hakikata sevkedip dünya ve ahiret saadetlerini saglamak üzere Allah Teâlâ tarafindan gönderilen peygamberlerin sonuncusu ve alemlerin rahmeti olan Peygamber Efendimiz, genellikle kabul edildigine göre 2I Nisan (12 Rabiulevvel) 571 Pazartesi günü Mekke'de dogdu. Islâm tarihi kaynaklari, Hz. Peygamber'in nesebi ta Hz. Adem'e kadar siralanan Secere tablolari ile belirlemislerdir. Bu kaynaklarda Hz. Peygamber'in yirminci göbekten atasi olan Adnan'a kadar ittifak edilmis, ancak Adnan'dan sonra verilen isimlerde bazi farkliliklar ortaya çikmistir. Ama O'nun Hz. Ibrahim'in oglu Hz. Ismail soyundan oldugunda süphe yoktur. Buna göre Adnan'a kadar Rasûlullah'in seceresi söylece siralanir: Muhammed b. Abdullah b. Abdülmuttalib b. Hâsim b. Abdümenâf b. Kusayy b. Kilâb b. Mürre b. Ka'b b. Lüeyy b. Gâlib b. Fihr b. Mâlik b. En-Nadr b. Kinâne b. Huzeyme b. Müdrike b. Ilyas b. Mudar b. Nizâr b. Me'add b. Adnan. Hz. Peygamber'in dogumundan iki ay kadar önce babasi Abdullah, ticarî bir seferden dönüsünde Yesrib (Medine)'de vefat etmisti. Annesi Amine, Kureys Kabilesinin kollarindan Benû Zühre'nin reisi Vehb b. Abdümenaf'in kiz idi. O siralarda Mekke esrafi, çocuklarini çölde bir süt anneye vererek emzirme âdetine sahip olduklari için Hz. Peygamber, kendi annesi Amine tarafindan ancak bir kaç kez emzirilmis, süt anneye verilinceye kadar da amcasi Ebu Leheb'in cariyesi Süveybe, O'na süt annelik yapmisti. Daha sonra Mekke'ye komsu çöllerde yasayan Hevâzin kabilesinin kollarindan Benû... Devamı

FICÂR SAVASLARI

2010-04-26 19:12:00

.: Hz. Muhammed Hayatı .: Peygamberimizin Hayatı Câhiliye döneminde müsrik Araplar arasinda haram aylar dan birisinde yapilan savaslar. Islâm'da yasak oldugu gibi câhiliye döneminde de Müsrikler arasinda haram aylarda savas yapmak, kan dökmek, haksizlik ve kötülüklerde bulunmak yasaklanmis idi. Muharrem, Receb, ZIlkâde ve Zilhicce aylarindan olusan bu aylarda yasagin ihlâl edIlmesi, büyük bir günâh ve suç sayiliyordu. Bu telâkkiye ragmen câhiliyye döneminde zaman zaman haram aylarin kudsiyeti çignenmis, kanli bazi savaslar meydana gelmisti. Iste bu savaslar, müsrikler tarafindan, günâhin islendigi savaslar anlamini ifade etmek üzere "ficâr savaslari" diye adlandirIlmistir. Arap tarihinde dört ficâr savasi vukû bulmustur. I. ficâr savasi, Gifâr kabilesinden bir sahsin Ukâz Panayiri'nda ayaklarini uzatip oturarak "Araplarin en sereflisi benim!" demesine kizan bir sahsin, kiliciyla onun ayaklarini kesmesi üzerine Iki tarafin adamlari arasinda cereyan etmistir. II. Ficâr savasi, Kureys'ten Benû Amir ile Kureys'ten Benû Kinâne arasinda meydana gelmistir. Yine Ukâz Panâyiri'nda Benû Amir'den bir kadina Kinâneogullarindan bazi gençlerin sarkintilik etmesi bu savasa sebep olmustur. III. ficâr savasi ise, Kinâneogullarindan bir sahsin, Âmirogullarindan birisine olan borcunu zamaninda vermedigi gibi oyalama cihetine gidip ödemeye yanasmamasi sebebiyle bu Iki kabile arasinda ortaya çikmistir. IV. ficâr savasi ise, Kinâneogullarinin yanisira Kureys ile Hevâzin'in Kays-i Aylân kabileleri arasinda meydana gelmistir. Hire h&uum... Devamı